2010 kuşağı içerisindeki öykü kanonunun niteliği üzerine konuşmak isteyen çevreler o kadar az ki. Bugün neredeyse dergilerde reklam yayınlamak yeni yazarların öykü, sanat, edebiyat ve politika üzerine fikirlerini yayımlamaktan daha makbul bir hâle gelmiştir. Bu iddiamızı neden dile getiriyoruz? Bundan rahatsızlığımızın sebebi nedir? Edebiyat tarihinin yazılırken yararlanacağı en canlı kaynak olacak dergilerin bugün iddiamız üzerine kendilerini tekrar etmelerinden kaynaklanmaktadır. Canlı dergiler yok değildir. Vardır. Ancak neden azdır. Çoğalıp kuşağımızın gerekleri üzerine fikirlerimizi daha özgür ve geniş bir biçimde söylemenin yollarını her zaman ararız. Yazar, bu yolları aramak için çıkmıştır yola.
Bu blogda işte bu kısır döngüyü yok etmek adına yeni bir dizi başlatmak istiyorum.
"2010 Kuşağı Öykü Kanonu" içerisine giren bütün yazarlarla söyleşiler yapmayı planlıyoruz. Üzerinde çalışmaya başladığımız bu dizinin içerisinde yazarlarımıza edebiyat, sanat, öykü, politika alanlarında sorular yöneltmek istiyorum. Hedefimiz, kanon içerisindeki yazarların öykü üzerine olan anlayışlarını, sanatlarını, fikirlerini bilmek ve bunun üzerine konuşabilmek. Bunu başarabilirsek burada yeni bir edebiyat tarihinin yazılacağını ümit ediyorum. Söyleşi çalışmaları, öykünün günümüzde nerede olduğuna yönelik işaretler de verecektir.
Öykünün anlatamayacağı hiçbir şey yoktur.
Görüşmek üzere.
Yorumlar
Yorum Gönder